|
Uzun yıllardır bir
çatı altında toplanamayan otomasyon
sektörü, Endüstriyel Otomasyon
Sanayicileri Derneği, ENOSAD ile derneğine kavuştu. Derneği
kuran firmalar arasında ABB, AKBİL,
E3TAM, ELİAR, ELİMKO, ELMAK, EMİKON,
ENTEK, G.S.D, ENTEGRE Kontrol Sistemleri
(İNTEGROL) , Pınar
Mühendislik, Piomak, Robosistem, Siemens,
Sisel Mühendislik, SMS bulunmakta.
İlk genel
kurulundan önce kırk kadar üyesi bulunan
dernekte, genel kurulun ardından bu
sayının artacağı beklentisi bulunmakta.
ENOSAD'ı kuran firmaların yetkili
isimleri derneğin Türkiye ve üye
firmalar adına önemli hizmetler
gerçekleştireceğine inanıyor. Bunların
en başında da Türkiye'de "beyin işi
bedeli" kavramının anlaşılması geliyor.
ENOSAD, neden kuruldu?
Derneğin sektöre katkısı ve hedefleri
neler olacak?
Emin Olcay- Öncelikle
şunu belirteyim ki; biz aslında bir
sektör değildik. Bir sektör haline
gelebilmek için öncelikle bir
birlikteliği sergilememiz gerekmekteydi.
Dernek olarak temel amacımızı bu
birlikteliği meydana getirmek
oluşturuyor. Sektörün diğer sektörlerle,
üniversite ve siyasi irade ile
arasındaki ilişkilere katkıda bulunmak,
hem üniversiteye hem de siyasi iradeye
sektörün önemini anlatmak istiyoruz. Bu
sektör bir know-how sektörüdür. Bu
sektörde hangi firma hangi işi yapıyorsa
o işi, en ince ayrıntılarına kadar
bilmek zorunda. Yurtdışı firmalarla
yaptığımız görüşmelerde, bize, siz her
türlü hamallığı yapın fakat proses ile
ilgili konuları bize bırakın deniyor.
Çünkü proses ile ilgili bilgileri bize
aktardığında, bize balık tutmayı
öğretmiş olacağını ve bu nedenle de ona
ihtiyacımız kalmayacağını biliyor. Ona
göre bu kendi bindiği dalı kesmektir. Bu
nedenle de bilgileri paylaşmıyor.
Bu sektör bu nedenle de bir araya
gelmeli. Çünkü Türkiye'nin en önemli
eksiklerinden birisinin know- how
konusunda kendimizi yeterli bir noktaya
getirememiş olmamızdır. Sanayicilerimiz
de herhangi bir şey alırken, ödedikleri
bedelin içinde know-how bilgisinin de
bulunduğunu bilmelidir. Bununla birlikte
biz sanayi devrimini yaşamamış bir ülke
olduğumuz için bu bilinci henüz
edinemedik. Sanayicimiz, bir işi bir
Türk firmasına yaptırmakla bir yabancı
firmaya yaptırmak arasındaki farkı,
sadece fiyat farkı olarak görüyor.
Bu oyunda üniversite, sektörümüz, diğer
sektörler, siyasi irade gibi
aktörlerinin, otomasyonun ve know-how'ın
önemini kavraması gerekmektedir. ENOSAD
bu nedenle kurulmuştur.
Sedat Sami Ömeroğlu- Bu
derneğin en önemli görevlerinden birisi
vizyon geliştirmek, sinerji yaratmak ve
uluslararası arenada var olmaktır.
Türkiye bu sektörde ihracata başlamalı
ve akıl parasını yurtdışına
kaptırmamalıdır. Sanayicimiz risk almalı
ve işlerini Türk firmalarına vermelidir.
Aksi halde yurtdışına verilen her bir
iş, onların kendilerini daha da
geliştirmelerine, daha fazla ar- ge
yapmalarına vesile olmaktadır. Ar-ge
konusunda teşvikler alınmalıdır. İşte
biz bu konuda bir güç olmaya çalışacağız
ve söz konusu teşviklerin alınıp,
verilmesine yönelik çalışmalar
yapacağız. Devlet, bu sektördeki işleri
Türk firmalarına kaydıracak bir politika
izlemelidir.
Sanayiciye işlerini Türk firmalarına
yaptırması karşılığında teşvik
vermelidir. Bu bağlamda dernek olarak
amacımız, sektörde bir beyin fırtınası
yaratmak ve en olumlu öneri ile işe
başlamaktır. Çünkü dernekte yer alan
firmalar uzun yıllardır bu sektörde
deneyim elde etmiş, sektör bilincine
sahip firmalardır. Derneğimizin amacı bu
firmaları bir araya getirerek sektörün
sorunlarına en uygun çözümü bulmak
olacaktır. Bu dernek hem tüketiciyi
kollayacak, onlar için bir başvuru
mekanizması olacak hem de buradaki
insanların haklarını, dışardan gelecek
saldırılara karşı savunacak. Dernek
olarak bilgilendirme toplantıları
yapacağız, seminerler vereceğiz,
sektörel yayınlar vasıtasıyla
sanayicilerimize ulaşıp, onların en son
çıkan teknolojiler konusunda yatırım
yapmaya teşvik edeceğiz. Bilgisayar
teknolojisi konusunda insanların
yetişmesini sağlayacağız. Bunun dışında
ben, özellikle, etik konusu üzerinde
duracağım. Bu konu da sektörümüz için
son derece önemli bir konudur.
Şu bir gerçek ki; biz, çaba harcayarak
insanlar yetiştiriyoruz ama daha çok
parası olan birisi, rekabet kurallarına
aykırı bir şekilde personelimizi
elimizden alıyor. İnsan yaratmak çok
ulvî bir çabadır ama bunu maddî çıkarlar
adına dolaşıma sokmak, yapılan işi
baltalamaktır. Bu nedenle sektörün etik
açından aydınlatılmasını ENOSAD olarak
önemsiyoruz.
Ö.Osman Kurdaş- Aslında
Türkiye birçok açıdan rekabet gücünü
kaybetmiş bir ülke. Eğer sizin bir
PC'niz, bir beyniniz varsa ve buna Türk
insanın kıvrak zekâsını da
ekleyebilirseniz çok önemli bir
teknoloji geliştirebilirsiniz.
Meselâ Hindistan trilyon liralarca
ciroyu bununla yapmaktadır. Siyasî
iradeye Türkiye'nin nohut ve iç
çamaşırından başka bir şeyler de
satabileceğini, bunu pahalı
satabileceğini, böyle bir durumda da Çin
rekabetinin lafının dahi olamayacağını
göstermek istiyoruz..
Çünkü bu bir know-how işidir ve eğer
size özgü bir bilgiyse, başkasının bunu
daha ucuza üretmek gibi bir şansı
kalmayacaktır. İşte bu konuda otomasyon
devreye girmektedir. Derneğimiz bu
konunun, know-how'ın öneminin, gündemde
kalmasını ve sağlıklı bir şekilde
anlaşılmasını amaçlamaktadır. Çünkü işin
içine know-how soktuğunuzda önemli bir
fark yaratıyorsunuz. Dışardan ürünü 2
liraya ithal ediyorsunuz, üzerine kendi
mühendislik bilginizi, ar-ge ve know-
how becerinizi koyup, 5 liraya ihraç
ediyorsunuz. Böylece rekabet edebilme
şansı buluyorsunuz. Bir CD 3 lira eder
mi? İşte ENOSAD olarak, bir CD'nin değil
3 lira, bazen 300 lira bile
edebileceğini anlatmayı amaçlıyoruz.
Bunun anlaşılmasının ülkemize
sağlayacağı katma değere vurgu yapmaya
çalışıyoruz. Yine bu derneğin varlık
nedenlerinden birisi de, gelişmiş bir
ülke ile gelişmekte olan bir ülke
arasındaki temel farklardan birisinin
otomasyon sistemi sadece siyasî iradeye
değil aynı zamanda sanayicimize de
anlatmak. Bazı sanayicilerimiz hâlâ bu
konuya vakıf değildir. Onlar ucuz
işçiliği otomasyona geçmemek için bir
bahane olarak görüyorlar. Oysa kalite,
üretimde tekrarlanabilirlik, çevre
koruması gibi küresel kavramaları ancak
otomasyon sistemi ile gerçekleştirmek
mümkün görünmektedir. Biz dernek olarak
bu konularda bilgilendirme misyonu
güdüyoruz. Derneğimizin üyeleri, çok
ciddî riskler alarak bu ülkeye ve
müşterilerine bir şeyler veriyorlar.
Fakat bunun parasal karşılığı yok. Bunun
nedeni de yaptığımız işin riskine karşı
getirisinin analiz etme bilincine sahip
olamayışımız. Meselâ biz Tüpraş'ın bir
ünitesini yapıyoruz. Projenin toplam
maliyeti 260 milyon dolar ve bizim
yaptığımız bölümünki de 2.3 milyon
dolar. Eğer biz kendi işimizi gereği
gibi yapamazsak, 260 milyon dolarlık
yatırım hiçbir işe yaramayacak. Ama biz
bu işi, bir Türk firması olduğumuz için,
nerdeyse %0 ile yapıyoruz. Eğer bu işi
dışarı verilse, 5.5 milyon dolara
verilecek.
Melih Püskülcü-
ENOSAD'ın kurulması sektör açısından son
derece önemli bir gelişme. Bu
birliktelik, bize uzun vadede çok fayda
sağlayacak bir altyapı hazırlayacak.
Çalışmalarımızda bizi rahatlatacak. Yeri
geliyor öyle sorunlarla karşılaşıyoruz
ki; böyle bir birlikteliğe ihtiyaç
duyuyoruz. Bunu bütün sektör arıyor.
Dernekte kimler yer alıyor?
Üye alımında kriterleriniz nelerdir?
Sibel Kızılkaya- Genel
kurulu kırk kadar üye ile
gerçekleştireceğiz. Derneğe üye olmanın
belirli şartları var. Bunların başında
bir firmanın en az dört yıl boyunca
otomasyon sektöründe faaliyet göstermiş
olması gerekiyor. Buna tam olarak
uymayan ama derneğin gücünü artıracak
bazı firmaları da aramıza kabul
ediyoruz. Bunlar Türkiye'de uzun bir
süredir çalışmasa ya da kısmen bu alanla
ilgili olsa bile, dünya çapında
prestijli firmalar. Böylece derneğin
temsil gücünü artırmayı hedefliyoruz. Bu
özellikte 5-6 üyemiz var. Bunun dışında
Türkiye'nin kalbur üstü firmalarını
davet ediyoruz. Derneğimizin giriş
aidatı 700 euro. Bunun dışında ayda 100
milyon lira aidatı var.
Ö.Osman Kurdaş- ENOSAD
daha yeni bir dernek ve bu nedenle henüz
yeteri kadar tanınmıyor. Ama biz genel
kurulun ertesinde icraatlarımıza
başladığımız zaman gerçek bir cazibe
merkezi olacağız. Sektörde belirlenen
niteliklere haiz en çok 60-70 firma
bulunmakta. Bunların tümünü kendimize
çekeceğiz. İyi bir rüzgâr yakaladık ve
derneği kurduk. Zaten bildiğiniz gibi
bu, rakip firmaların derneği. Böyle bir
dernek Türkiye'de ilk diyebilirim. Üye
firmalara baktığımız zaman bunların
sektörün önde gelenleri olduğunu
görüyoruz. Bir süre sonra ISA'in Türkiye
bacağı olmayı planlıyoruz.
Melih Püskülcü- Ben,
genel kurulun ardından üye sayısında iki
katına varacak bir artışın söz konusu
olacağına inanıyorum. Şimdilik bazı
firmalar açısından bir takım çekinceler
olabilir. Kimileri, birbirine yakın,
belirli firmaların bazı çıkarlar
etrafında kümelendiği hissine
kapılabilir, "Acaba bu kendi aralarında
bir oluşum mu?" diye düşünebilirler. İlk
genel kurulun ardından bunun böyle
olmadığını anlayacaklar. Ben
sektörümüzün belli başlı firmalarının bu
derneğin çatısı altında toplanacağından
eminim. Kuruluş aşamasında bir dernek
olduğumuz için önyargılar zamanla
kırılacak. Bunun dışında, belki giriş
aidatını fazla bulanlar olabilir. Ama
bilinmesi gerekir ki; bu rakam
kesinlikle büyük bir rakam değil.
ENOSAD'ın üstlendiği misyon ve yapmayı
taahhüt ettikleri açısından bakıldığında
bu miktarın fazla olmadığı bariz bir
şekilde ortadadır. Hepimiz iş hayatının
içindeyiz, belirli bir geçmişimiz var.
Zaten derneğe kabul şartı olarak belirli
bir geçmiş ve vizyon arıyoruz. Bu dernek
sadece Türkiye'nin ulvî çıkarları
açısından değil aynı zamanda firmaların
kendi çıkarları içinde önemli bir görev
ifâ ediyor.
Emin Olcay- ENOSAD,
üyelerine hizmet amacıyla kurulmuş bir
dernektir. Çalışmalarını yürütebilmesi
için belirli bir maddî altyapıya
ihtiyacı vardır. Mevcut rakamın dışında,
herkesi memnun edecek cüzî bir miktar
belirlenmiş olsaydı derneğin yaşama
şansı kalmazdı. Bu nedenle derneğin
üyelerinden beklediği maddî katkının
hiçbir şekilde fazla olmadığı, vaat
ettiği hizmetleri gerçekleştirmek
amacıyla belirlenmiş asgarî rakam
olduğunu belirtmek isterim.
Türkiye de otomasyon
sektörünü kısaca tahlil edebilir
misiniz?
Emin Olcay- Ben şuna
inanıyorum; her şeyin bir bedeli var.
Eğer Türkiye bazı konularda yetkin bir
hale gelmek istiyorsa, bunun bedelini
ödemelidir.
Söz konusu bedelin ödenmesinin iki yolu
vardır; bunlardan birisi, Türkiye'nin
genel olarak yaptığı gibi, teknolojiyi
doğrudan doğruya yurtdışından satın
almak. Diğer ise teknoloji üretmesidir.
Teknolojinin dışarından satın alınması,
kolay, pahalı ve riskli yoldur.
Risklidir çünkü bir teknolojiyi alırken
onu iyi irdelemek gerekiyor. Acaba
Türkiye'nin şartlarına uygun mu? Türk
insanı bunu kolaylıkla kullanabilecek
mi? Biz, bu soruların cevabını
vermeksizin teknoloji satın alan bir
ülke olduğumuz için bazen ciddi hatalar
yapıyoruz. Bunlar geri dönülemez hatalar
oluyor. Ayrıca almış olduğunuz
teknolojiyi geliştirme şansınız olmuyor.
Bir teknoloji Türk insanının
katkılarıyla, Türkiye koşullarına uygun
bir şekilde geliştirilebilir.
Yurtdışından yine bir takım teknolojiler
alınabilir. Ama bunu yaparken,
teknolojiyi burada geliştirebileceğimiz
tarzda bir takım arayışlara girerek
yapmamız lâzım. Yani know-how'a müdahale
edebilmeliyiz. Onlar da ancak bu
sektörden çıkacaktır. Bu bakımdan
teknolojisinin Türkiye'ye gelmesi ve
Türkiye'ye mâl olması için analitik
olarak çözümlenmesi gerekmektedir. İşte
ancak bundan sonra o teknolojiyi
kendimize uygulamak, onu geliştirmek ya
da ondan başka teknolojiler meydana
getirmek başarısını gösterebiliriz.
Ö. Osman Kurdaş-
Otomasyon konusunda yapılacak
yatırımların Türkiye'yi on yıl içinde
çok önemli noktalara taşıması mümkün.
Çünkü bu know-how konusunda beceri
kazanmanın katma değeri çok fazla.
Bildiğiniz gibi artık donanımların da
fiyatı düşüyor. Bir PLC eskiden 50 bin
dolar civarındayken şimdi daha iyi bir
PLC'yi 10 bin dolara almak mümkün. Ama
bunun üzerinden 100 bin dolar beyin
satmak da mümkün. Bunun yaygınlaşmasıyla
Türkiye'de dolar bazında, günümüze göre,
on beş yirmi kat büyük bir pazar meydana
gelecek.
Ülkemizde otomasyon
sektörünün ihtiyaçlarını
karşılayabilecek personel yetişiyor mu?
İhtiyaç duyulan personel nasıl
yetiştirilmeli?
Emin Olcay- Bu konu
bizler açısından da içler acısı.
Yetişmiş eleman konusu ve nasıl
yetişeceği konusu gerçekten çok önemli
bir konu.
Sedat Sami Ömeroğlu-
Teknoloji kelimesi Latince "techne"
kökünden türemiştir. "Techne" beceri, "Logy"
ise bilim demek. Yani teknoloji "beceri
bilimi" demek. Buna üretim bilgisi de
denebilir. Yine İngilizlerin "engineer"
kelimesi de böyle. Bu kelime "engine",
motor kelimesinden türememiş. Yine bu
kelime Latince teknoloji yaratmakta
kabiliyeti olan kişi anlamına geliyor.
Peki bizdeki "mühendis" nerden geliyor?
"Hendese"den. "Hendese" hesap yapan kişi
demek. Kısacası bu bir kültür işi. Biz
de mühendis hesap yapan kimse anlamına
gelirken, onlardaki mühendis teknoloji
yaratan kimse anlamına geliyor. Sanırım
bu da bazı konularda yeteri kadar
açıklayıcı oluyor. Bizim yapmamız
gereken, hesap kitap yapan adamlarımıza
teknoloji yaratma özelliği
kazandırmaktır. ENOSAD bunu sağlamanın
yollarını arayacaktır. En önemlisi de
yurtdışına iş yapabilecek insanlar
yetiştirmektir. Bu ayakta durabilmenin
de bir gereğidir. Mesele sadece bilgi
edinmek değil, becerinin bilgisini
edinmektir. Üniversitelerimizde bilgi
var ve sanayiimiz de bunun becerisi ile
uğraşıyor. Şunu samimiyetle
söyleyebilirim ki; otomasyon sektörü
olarak teknolojinin en derin konularıyla
iç içeyiz. Dernek olarak da,
üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesi
için çaba göstereceğiz.
Ö. Osman Kurdaş- Geçen
gün Amerika'dan bir arkadaşım geldi.
Kendisi orada emlakçılıkla uğraşıyor ve
bunun içinde altı aydır kursa gidiyor.
Florida eyaletinde emlâkçı olabilmek
için altı ay boyunca kursa gitmek, ilgi
kanunları öğrenmek, inşaat
teknolojilerini öğrenmek zorunluymuş.
Sınava girip, sertifika almadan da bir
emlâkçı açmak mümkün değilmiş. Ama bugün
ülkemizde 3 m2'lik bir dükkâna iki
sandalye bir masa atarak bu işe başlamak
mümkün. Bırakın emlâkçılığı, bizim
mesleğimizde bile eline bir dizüstü
bilgisayar alan, güzel bir broşür de
bastırmışsa, gidip herhangi bir
rafinerinin otomasyon işlerine talip
olabiliyor. Dahası işi alması bile
mümkün oluyor. Sonuçta bilmeyenin
yaptığı işlerin ceremesini başkaları
çekiyor.
Yani fatura müşteriye çıkıyor...
Ö. Osman Kurdaş- Aynen öyle. Bu işin
böyle olmayacağı bir musibetle
öğrenilmiş oluyor. Ama bunun maliyetleri
de bir haylî yüksek oluyor. Biz dernek
olarak bunun böyle olmasının önüne
geçmek istiyoruz. Yani tıraşı öğrenen
kendi berber dükkânını açsın. Bugün bir
firma on yılını sektörde iş yapmaya
harcıyor. Bir başka kişi üniversiteden
mezun oluyor ve eline bir dizüstü
bilgisayar alıp, işe çıkıyor. Amerika'da
profesyonel mühendislik diye bir kavram
var. Buna göre bir kimsenin kendi iş
yerini açabilmesi için en az yedi yıl
boyunca başka bir firmada çalışması
gerekiyor.
Sedat Sami Ömeroğlu-
Uzmanlar varken ve daha uzmanlaşmak
mümkünken, böylesi durumlarla
karşılaşmak çok acı verici. Bu bizim
ülkemizin sorunu. Birleşerek daha iyi
işler yapmak yerine bölünmeyi tercih
ediyoruz.
Kayba uğruyoruz. Bir sinerji yaratmak
lazım. Ama ülkemizde mühendislik
hizmetinin bir bedeli yok. Yani eğer
sistem için kullandığımız malzemeye 10
lira ödemişseniz, yaptığınız işe 11 lira
maliyet çıkaramazsınız. O zaman müşteri
size mühendislik bu kadar pahalı olamaz
diyor. Yani siz adamın hayatını
değiştiren bir mühendislik hizmeti
sunuyorsunuz, ama adam sizin sunduğunuz
hizmetin bir bedeli olabileceğini kabul
etmiyor. Zaten Türkiye bunu anladığı
zaman kendi sanayi devrimini yapmış
olacak. Bilginin para ettiği bir toplum
değiliz. Bir firma olarak, on yılda,
bugünkü bilgi seviyemize gelmek için 3,5
milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Bir
değer yarattık ama bunun bir bedeli
olduğunu anlatamıyoruz. Bu sebeple
bilginin para etmediği bir yerde
bilgisizlerin işi kolay ama sonuçları da
ağır oluyor.
Ülkemizde mühendislik
bilgisine verilen değer konusunda neler
söyleyeceksiniz? Bunun firmalar
açısından parasal karşılığı var mı?
Ö. Osman Kurdaş-
Yabancı bir firmaya 5'e verilen iş
Osman'a, Melih'e, Sedat'a ya da Emin'e
2'ye veriliyor. Oysa biz daha iyi
yapıyoruz. Meselâ çalıştığımız bir proje
vardır. Söz konusu projenin SCADA
altyapısını biz yaptık. Bunu nasıl
yaptık biliyor musunuz? Bir ihaleye
girdik. Bizimle beraber üç-dört tane
yabacı firma da girdi aynı ihaleye. Bizi
yetersiz olduğumuz gerekçesiyle
elediler. Koydukları şartları yerine
getiremediğimizi ileri sürdüler. İşi bir
İtalyan firması aldı. İtalyan firması da
işin tamamını bize verdi. Bizi elediler
ama ihale dokümanında "teknik detaylar
için Osman Kurdaş'a başvurun" yazıyordu.
Biz bu işi İtalyan firmasına % 30 daha
düşük fiyata yaptık. İşi biz yaptık ve o
firma havadan % 30 kazandı. Onlar köşeyi
döndüler biz de ucu ucuna işi kurtardık.
Neden? Çünkü bizim adımız Osman. İşte
ENOSAD, sektörde Türk firmalarının
hakkını aramasını sağlayacak bir
platform olacak.
Emin Olcay - ENOSAD'ın
bir misyonu da Osman Bey'in belirttiği
gibi bir hak arama platformu olması.
Daha önce firma ve ona iş yapan
otomasyon firması arasında bir sorun
çıktığı zaman bu firmaların
başvuracakları bir mercî yoktu. ENOSAD
bu mercî olacak ve hakemlik görevini
yerine getirecek. Derneğin gelecekte,
bir işin bitirilmesi gibi taahhütler
verme imkânına da kavuşacağına
inanıyorum. Güven sorunu ise birden bire
aşılabilecek bir sorun değil. Bu sadece
Türk mühendislerine bağlı değil. Biz
nedense yabancıya çok güveniriz. Bir işi
yapabilme yeteneği değil ama yabancı
olması onu bizim gözümüzde akredite hale
getirir. Bu bir sosyal sorundur. İşte
ENOSAD bu geniş alana yayılmış sektörde
bir denge unsuru olmayı amaçlamaktadır.
Üniversite-sanayi işbirliği
konusunda ENOSAD nasıl bir çaba içine
girecek?
Emin Olcay- Bundan on
beş yıl önce, üniversitede bir hocanın
üniversite dışında bir hizmet vermesine
kötü bir gözle bakılırdı. Hâlbukî bunun
tamamen tersi olmalıydı. Hiçbir bilim,
bir sınıfa hapsedilerek, uygulamadan
koparılarak yapılamaz. Bu konuda sadece
sanayiinin değil, aynı zamanda
üniversitelerin de çok önemli görevleri
var. Üniversitelere de bu işbirliğinin
ne olduğunun vebilimin amacının çok iyi
anlatılması gerekmektedir. Bu bağlamda
derneğin işlevi fevkalâde önemlidir.
Sedat Sami Ömeroğlu-
Yalnız bir konunun iyi anlaşılması
gerektiğini düşünüyorum. Üniversite-sanayii
işbirliğinden bahsederken, bu konuyu
yanlış değerlendirmemek gerekmektedir.
Bir ülkede laf olsun diye üniversite
açarsanız, her yıl on binlerce mühendis
mezun ederseniz, bu mühendisleri
piyasada 200 dolara çalıştırırsanız, o
zaman biz de Çin ile rekabet eder hale
geliriz. Çin nasıl kalkınıyor? 10 dolara
adam çalıştırırsanız, otomasyon yerine
el emeği göz nuru sistemini kurarsanız,
her yere meslek okulları, üniversiteler
açar yüz binlerce mezun verirseniz,
ülkede yapılacak her şey tek bir kişinin
ağzından çıkarsa, işte o zaman bu iş
olur.
Yani bunlar mucize değil. Mesele işin
böyle olması gerekip, gerekmediği...
Yoksa Çinliler, Hintliler bizden daha
akıllı değil. Hintliler yazılım
sektöründe daha iyi ama biz de onlara
teknoloji ihraç ediyoruz. Neden onlar
bunu yapamadılar? Neden teknolojiyi
Türkiye'de ürettiriyorlar? Kaldı ki,
yazılım konusu tek başına ne ifade
ediyor? Herkes bilişim bilişim diyor ama
bu işin ucu kaçtı. Sistem tasarımı
olmaksızın yazılım ne işe yarar? Yani
bir teknoloji üretmeden, bir sistem
kurmadan, büyük düşünmeden, büyük
düşünen insanları bir araya getirmeden
bu ülkede sinerji olmaz. Gerisi laf-ı
güzâf! Einstein'ın bir vecizesi var:
"Hayâl bilgiden önde gelir." Az önce
devletin ne yapması gerektiğini
vurgulamıştım; devlet sanayiciyi
karşısına alacak ve bu işi otomasyonla,
son teknoloji ile yaparsan sana % 20
vergi indirimi diyecek. Sonra başka
ülkelere uyguladığı ürün indirimlerini
bize de uygulayacak. Eğer o ürünler ara
ürün ise, teknoloji yaratma ürünü ise,
bu ürünlerin satın alımında bize vergi
kolaylığı sağlayacak. Devlet bir ar-ge
çalışmasını KOSGEB'de ya da üniversitede
yaparsanız size vergi indirimi sağlıyor
ama aynı işi kendi tesisiniz de
yaparsanız sağlamıyor. Bunların ortadan
kalkması gerek. Bu dünya buluşlar
dünyasıdır. Her konuda üniversitelerini
işin içine sokan Amerika, dış
politikasını oluştururken ve hatta atom
bombası atarken bile, think-
tank'lerinden, üniversitelerinden
faydalanmaktadır. Bizi tacir olarak
görmemeleri gerek. Bir bilgi satıyoruz;
teknoloji üretiyoruz. Bakın şimdiler de
AB'ye giriyoruz. Artık Almanlar gelip
burada iş arayacaklar. Üç Alman gelip
burada ofis açıp, iş yapacak.
Türkiye'nin bunları görmesi gerek. Bu
dernek bunları anlatacak. Bunları
düzeltmeye çalışacak. Çok önemli bir
konu da savunma sanayii. Eğer bu ülkede
savunma sanayiinin gelişmesi için
çabalarsak, milyar dolarları yurtdışına
gitmekten kurtarırız.
ENOSAD Sektöre Moral ve Güç
Verecektir
Otomasyon sektörünün bugünkü
durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi
verebilir misiniz? Bu çerçevede
ENOSAD'ın sektöre katkısı ne olacak?
Enver Kaya- Sektörle
1981 yıllarında tanıştım. Şu anda TORK
markasıyla otomasyonda son kontrol
elemanlarından "endüstriyel kontrol
vanaları" imal etmekteyim. 15 ,20 yıl
önceye göre otomasyon ülkemizde çok
gelişmiş olup, kaliteli ürün kullanmak
isteyen tüketicinin ihtiyacını
karsılaşmak isteyen her üretici
otomasyona önem vermeye başlamıştır. Bu
nedenle, teknolojinin gelişimi, iletişim
araçlarının kullanımının
yaygınlaşmasıyla dünyadaki gelişmelerden
haberdar olan, konuyla ilgilenen
müteşebbislerimiz genelde temsilcilik
bazında çalışmaya başlayarak ülkemizdeki
endüstrinin otomasyonla tanışmasına
vesile olmuşlardır. Dünyadaki
otomasyonla ilgili tüm markalar
ülkemizde temsilcilik aracılığı ile
firmalarımızın hizmetine sunulmuştur
diyebiliriz. Firmalarımız çoğunlukla
temsilcilik yapmakta, kendi beyin gücü
ile sistem kurma hizmetleri vermekte
veya malzeme temini üretim bazında ele
alırsak; gelişmeler göstermektedir ki,
otomasyon ürünleri de ülkemizde
yapılabilmektedir. Bu konuda az olsa da
firmalarımız vardır. İmalatçı
firmalarımız, elektronik ölçü kontrol,
pnömatik, hidrolik, endüstriyel kontrol
vanaları, yazılım vb konularda
odaklaşmışlardır. Otomasyonla ilgili
ülkemizdeki fuarları ziyaret ettiğinizde
de yukarıdaki fonografı görebilirsiniz.
Temennimiz üreticilerimizin artması ve
ürünlerinin ihraç edilir duruma
gelmesidir. ENOSAD öncelikle bir adres
ve buluşma noktasıdır. Oraya gelenler
sorunlarını tartışabilirler. Çözümler
arayabilirler. ENOSAD çatısı altında
sektörün duayenleri, bilgi birikimlerini
yeni kuşaklara aktarabilir. Yurtdışı
benzer kuruluşlarla işbirliği olanakları
araştırılabilir. Gelişmelerden üyeler
haberdar edilerek, değişimlere ayak
uydurulması sağlanır. Üniversitelerimiz,
bilimsel diğer kurumlarla işbirliği
olanakları araştırılır. Devlet
kurumlarıyla olan ilişkiler düzenlenir.
Tanıtım ve etkinliklerde birlikte
hareket edilebilir. ENOSAD sektöre moral
ve güç verecektir diyebilirim.
ENOSAD çatısı altında bir
araya gelişinizin öncelikli nedenleri
nelerdir?
Enver Kaya- Bir araya gelmemiz
yukarıda söylediğim gibi, birlik
olabilme ve güç birliği yapma
ihtiyacındandır. Firmalar birbirlerinin
eksiklerini tamamlar. Birlikte olmak ve
otomasyonda etik kuralları oluşturmak
ihtiyacı da bir araya gelmeye firmaları
zorlamış olabilir. Bunun yanında
sektörün aldığı hizmetleri topluca
olmakla daha uygun fiyata alabilme
ihtiyacından olabilir. Bu derneğe üye
olan herkesin kendine göre mutlaka
geçerli bir nedeni vardır zaten.
Türkiye'deki dernekleşme
anlayışı konusunda ENOSAD'ın yeri nedir?
ENOSAD bu konuda farklı bir açılım
getirmeye çalışacak mı?
Enver Kaya- Dernekleşme
nedeni, aynı konudaki ihtiyaçları olan
kişilerin bir araya gelmesidir. ENOSAD
da doğal olarak bir ihtiyaçtan
doğmuştur. Bir sektör derneğidir.
Üyeleri ülkemize katma değer katan
değerli insanlardan oluşmaktadır. Bilgi
birikimi olan bir kesittir. Bu nedenle
ENOSAD saygınlığı ve ağırlığı olan,
sorumluk bilinciyle hararet eden
sağduyulu, ülke ve üyelerinin
menfaatlerini düşünen bir dernek
olacaktır. Çünkü dernek üyeleri öyle
sıradan insanlar değildirler. ENOSAD'ın
tüm üyelerimize, sektörümüze ve ülkemize
hayırlı olmasını diliyorum. Ocak 2005 de
yapılacak kongrenin de ENOSAD'a güç
vermesini ve hayırlı olmasını diliyorum.
Türk Mühendisinin ve
Şirketlerinin Uluslararası Projelerdeki
Katma Değerini Artırmak Önemli Bir
Hedefimiz
Otomasyon sektörünün bugünkü
durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi
verebilir misiniz?
Bu çerçevede ENOSAD'ın sektöre katkısı
ne olacak?
Selim Erdem-
Endüstriyel Otomasyon sektörünü diğer
ana sektörlerle birlikte değerlendirmek
gerekir. Endüstrimizin ana sektörleri
iyi gidiyorsa endüstriyel otomasyon
işleri de iyi gidecektir. Avrupa
Birliği'ne ilk adımları attığımız
bugünlerde ise geçen yıl içinde de
kendini hissettiren pozitif gelişmeler
süreklilik kazanarak devam edecektir
diye düşünüyoruz. Bütün endüstri
sektörlerinde Avrupa üretim
standardlarına ve normlarına paralel
gelişmeler olacağı kesindir. ENOSAD, hem
yatırım yapan sanayicilerin, hem de
onlara hizmet, ürün ve çözüm sağlayan
biz tedarikçilerin bu normlar ve
endüstriyel üretim standardları
konularında bilgilendirilmesi için
çalışacak ve sanayi yatırımlarında
gerekli olan, çevreye ve insanlara zarar
vermeyecek şekilde emniyetli ve
güvenilir otomasyon çözümleri
uygulamalarını takip edecek,
yönlendirecek ve destekleyecektir.
ENOSAD çatısı altında bir
araya gelişinizin öncelikli nedenleri
nelerdir?
Selim Erdem-
Endüstriyel otomasyon konularında
Türkiye'de mühendislik, servis ve
anahtar teslimi otomasyon projelerine
imza atan firmaları bir araya toplayarak
mühendislik kalitelerini daha da
geliştirmelerine yardımcı olmak,
müşterilerimizin otomasyon ve
otomasyonla ilgili yatırımları
konularında yukarıda bahsi geçen
standard ve normlara uygun en kaliteli
ve ölçülebilir mühendislik hizmetlerini
almalarını sağlamak öncelikli
hedeflerimiz olacaktır. Aynı şekilde
yurt içi ve dışı büyük projelerde ortak
mühendislik ve üretim kaynaklarımızı
birleştirerek Türk mühendisinin ve
şirketlerinin uluslararası projelerdeki
katma değerini artırmak da önemli bir
hedefimiz olacaktır. Sektörümüzün tabii
ki bir takım sıkıntıları var. Bunların
içinde en önemlisi Türkiye'de üretimini
yaptığımız ve/veya yurt dışından temin
ederek pazarladığımız ürün ve
sistemlerin üzerine eklediğimiz gerçek
katma değerimiz, emeğimiz olan donanım,
yazılım ve otomasyon mühendisliğinin
değerinin ve kalitesinin bugüne kadar
gerektiği gibi korunamamış olması.
Geçtiğimiz yıllarda bu sektördeki
ticaretin, yatırımların azlığı,
bütçelerin yetersiz olması sebepleriyle
sadece mal bedeli karşılığı ve ücretsiz
mühendislik haline dönüşmesi bu sektörde
hizmet veren firmaları çok zor durumda
bırakmıştır. Değerli mühendislik
ekipleri dağılmak zorunda kalmıştır.
Bunların yanında bazı firmaların tecrübe
ve bilgi eksikliği ile çok düşük
fiyatlara kalitesiz ve yanlış otomasyon
uygulamaları yapmaları da bu sektörde
bir çeşit dahili kontrol mekanizması
gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
Anlaşılamamak En Büyük Sıkıntımız
Otomasyon sektörünün bugünkü durumu ve
gelişimi ile ilgili bilgi verebilir
misiniz?
Bu çerçevede ENOSAD'ın sektöre katkısı
ne olacak?
Talat Avcı- Otomasyon
15 yıllık geçmişi olan çok genç bir
sektör.Tahminen 150 milyon dolarlık
cirosu var. Fabrikaların sadece %20'si
otomasyona geçmiş durumda. KOBİ'ler bu
konuda yeterli bilgiye sahip değiller ve
kapasitesini düşündüğümüzde otomasyon
sektörünün her sene en az %100 büyüme
yapacağına inanıyoruz.
ENOSAD derneğinin kuruluş amacı, sektöre
ivme kazandırmak ve kurumlar arasında
koordinasyonu arttırarak kaliteyi
arttırmak. İşimiz çok: Sektör yeterince
tanınmıyor ve anlaşılamamak en büyük
sıkıntımız.Üretim yapan firmalar zaman
içersinde otomasyona geçişle
verimliliğin artışını gördükçe bu konuda
yatırım yapmaktan çekinmeyeceklerdir. Bu
da teknolojiyi daha iyi kullanan ve
dünya piyasasında Türkiye'yi yukarılara
taşıyacaktır. Yukarda da belirttiğim
gibi bunları şirketlere ve resmi
makamlara anlatmak, üyelerin çalışmasını
sağlamak derneğin en önemli hedefidir.
Örneğin: Siz tekstil sektöründe yılda 20
milyar dolar ihracat da yapsanız,
tekstil makinalarını dışarıdan
alıyorsanız, fabrikalarınızı başkaları
kuruyorsa katma değeri ne olur?! ve
bunun ülkeye katkısı ne olur?!
Benim Şahsı kanaatim ülkemizin ekonomik
kalkınması 3 temel üzerinde yükselir:
1) Meslek okulları
2) Makine üretimi
3) Endüstri otomasyonu
Bir ülkede bu konularda çalışma yok ise
ekonomi iyi gidiyor gibi görünse de
önümüzdeki yıllarda krizler
kaçınılmazdır. Bu konuda Çin, Tayvan,
Kore örneklerdir. Avrupa bu sektörleri
çok önce görmüş, İkinci Dünya Savaşı
sonrası kötü durumda olan devletleri
teknoloji devleri yapmıştır.
ENOSAD'ın Kurulması Son Derece
Önemli Bir Gelişme
ENOSAD, neden kuruldu?
Derneğin sektöre katkısı ve hedefleri
neler olacak?
Malik Aviral- ENOSAD'ın
kurulması sektör açısından son derece
önemli bir gelişme. Birlikteliğe ihtiyaç
duyuyoruz. Bu birliktelik, bize uzun
vadede çok fayda sağlayacak. Yıllar önce
Otomatik Kontrol Vakfı'nı kurduk ancak
vakıf modeli bu birlikteliği tabana
yaymaya uygun bir model olmadı. Dernek
modelinin çok başarılı olacağına
inanıyorum. Öncelikle bir şeylerin
değişmeye başladığını ve bu değişimin
ayak izlerini ENOSAD olarak bizim
izlememiz gerektiği konusunda bir sorun
görmüyorum. Dünya hızlı bir değişim
içinde. Örneğin küreselleşme adeta
omuzlarımıza çöküverdi. Ardından
ekonominin üzerinde güneş batmamaya
başladı. Bütün bu olup bitenler
otomasyon sektörünü bir şekilde
biçimlendirmeye başladı. Biz farkına
varsak ta varmasak ta bu gerçek gün gibi
meydanda. Sektör paydaşlarının mekan
birliği zemini artık eskisi gibi sağlam
değil. Üretim başka bir yerde,
tedarikçisi başka bir yerde, müşterisi
başka bir yerde. Tüm bu süreç zaman
kavramını da değiştirdi. Bir sapma
yaşıyoruz. Dünyanın bugün geldiği bu
süreçte otomasyon sektöründe ister
ithalatçı, ister üretici veya hizmet
eden firmalar olalım, ülkemiz otomatik
kontrol sektörünün paydaşları olarak bir
araya gelip güç birliği oluşturmamız
gerekmektedir. İşte bu birliktelik, bize
uzun vadede çok fayda sağlayacak bir alt
yapı hazırlayacaktır. Gerek yurt içinde
gerekse yurt dışında iş yapabilme
kapasitesine sahip çok önemli projelere
imza atan firmalarız. Birlikte hareket
edebilme sinerjisini tam olarak
yarattığımızda yurt dışına açılmalarda
bile bizlerin önünü kimsenin
alamayacağına inanıyorum. Yeter ki
birlikte hareket edebilme becerilerini
gösterebilelim. Artık önümüzde güçlü
birliktelikleri sağlama, yurt dışı
firmaların yaptığı gibi konsorsiyum
modeli çalışmalara başlama dönemi
gelmiştir. İşte, ENOSAD'ın ülkemizin
Otomatik Kontrol konusunda çalışan
firmalarına bu yolu da açacağına inancım
sonsuzdur.
Sektörün en önemli
sıkıntılarından birisinin de bilgiye
değer verilmemesi ve bedelinin
ödenmemesi olduğunu söylüyorsunuz.
Batılı firmalar bu konularda taviz
vermezler ve onlarla bilgi noktasında
pazarlık yapmak pek mümkün olmaz. Bu
durum sadece Türk firmaları için mi
geçerli?
Malik Aviral- Ülkemizde
maalesef bilgiyi bedavaya almaya çalışan
bir yapı var, böyle bir şey sözkonusu
olmamalı. Bir süre önce GSMB harflerini
yanyana bir köşe yazarı kullanmıştı.
Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)dan
benzetim bir akronim bu. Açılımı şu;
Gayri Safi Milli Bilgi. Gelişmeler,
bilgiyi artık geleneksel ekonomide yan
faktör olmaktan çıkarıyor, ekonominin
içine 4.üretim faktörü olarak sokuyor.
Otomasyon sektörünün GSMB sini bizler
oluşturuyoruz. Endüstriyel otomasyon
sektörünün GSMB'sini oluşturacak olan
ENOSAD'ın böyle bir misyonu da var. Bu
misyon sektörün temel veri tabanından
başlayarak mimarisini ortaya koyabilmek.
Sektör oyuncuları olarak internete
bakışımızı değiştirmeliyiz. Bu konudaki
bazı yanılgıları da ortadan kaldırmamız
gerekiyor. Sonuç olarak ortaya bir
dernek koyup hadi bakalım dernek
sorunlarımızı çözsün demek değişimin
adımlarını oluşturmuyor. Ayrıca internet
dediğimiz ortam siz istediğiniz kadar
sayısallaştırın, süsleyin, ne yaparsanız
yapın bilgi internette durmuyor, genel
bir yanılgı bu. Dünyada 720 milyar web
sayfası olduğu tahmin ediliyor. 10 yıl
kadar önce bunun %20'si kataloglanmıştı.
Şimdi günümüze geldiğimiz zaman bu
kataloglanan miktarın %0.2 lere
düştüğünü görüyoruz. Yani bilgi
internette değil intranetlerde. Dernek
paydaşlarının intraneti kullanması
gerekiyor. Çünkü bilgi bedava
üretilmiyor. ABD'ndeki Silikon Vadisi
gibi endüstriyel otomasyon sektörünün
Ar-ge si güçlü olması rekabet gücünün
artması ve bilgiyi kullanabilmesi için
bir oluşuma ihtiyaç duyuyoruz. ENOSAD
bunun ilk adımlarından birisi ancak
diğer adımları şimdiden geliştirmemiz
gerekiyor. Endüstriyel Otomasyon
sektörünün uluslar arası platformda
rekabet gücü kazanması için de ENOSAD'a
düşen önemli görevler var. ENOSAD'ın bu
görevleri en iyi şekilde yerine
getireceğine inanıyorum. |