:: Otomasyon Sektörü Derneğine Kavuştu: ENOSAD


Uzun yıllardır bir çatı altında toplanamayan otomasyon sektörü, Endüstriyel Otomasyon Sanayicileri Derneği, ENOSAD ile  derneğine kavuştu. Derneği kuran firmalar arasında ABB, AKBİL, E3TAM, ELİAR, ELİMKO, ELMAK, EMİKON, ENTEK, G.S.D, ENTEGRE Kontrol Sistemleri (İNTEGROL) , Pınar Mühendislik, Piomak, Robosistem, Siemens, Sisel Mühendislik, SMS bulunmakta.

İlk genel kurulundan önce kırk kadar üyesi bulunan dernekte, genel kurulun ardından bu sayının artacağı beklentisi bulunmakta. ENOSAD'ı kuran firmaların yetkili isimleri derneğin Türkiye ve üye firmalar adına önemli hizmetler gerçekleştireceğine inanıyor. Bunların en başında da Türkiye'de "beyin işi bedeli" kavramının anlaşılması geliyor.

ENOSAD, neden kuruldu? Derneğin sektöre katkısı ve hedefleri neler olacak?
Emin Olcay- Öncelikle şunu belirteyim ki; biz aslında bir sektör değildik. Bir sektör haline gelebilmek için öncelikle bir birlikteliği sergilememiz gerekmekteydi.

Dernek olarak temel amacımızı bu birlikteliği meydana getirmek oluşturuyor. Sektörün diğer sektörlerle, üniversite ve siyasi irade ile arasındaki ilişkilere katkıda bulunmak, hem üniversiteye hem de siyasi iradeye sektörün önemini anlatmak istiyoruz. Bu sektör bir know-how sektörüdür. Bu sektörde hangi firma hangi işi yapıyorsa o işi, en ince ayrıntılarına kadar bilmek zorunda. Yurtdışı firmalarla yaptığımız görüşmelerde, bize, siz her türlü hamallığı yapın fakat proses ile ilgili konuları bize bırakın deniyor. Çünkü proses ile ilgili bilgileri bize aktardığında, bize balık tutmayı öğretmiş olacağını ve bu nedenle de ona ihtiyacımız kalmayacağını biliyor. Ona göre bu kendi bindiği dalı kesmektir. Bu nedenle de bilgileri paylaşmıyor.
Bu sektör bu nedenle de bir araya gelmeli. Çünkü Türkiye'nin en önemli eksiklerinden birisinin know- how konusunda kendimizi yeterli bir noktaya getirememiş olmamızdır. Sanayicilerimiz de herhangi bir şey alırken, ödedikleri bedelin içinde know-how bilgisinin de bulunduğunu bilmelidir. Bununla birlikte biz sanayi devrimini yaşamamış bir ülke olduğumuz için bu bilinci henüz edinemedik. Sanayicimiz, bir işi bir Türk firmasına yaptırmakla bir yabancı firmaya yaptırmak arasındaki farkı, sadece fiyat farkı olarak görüyor.
Bu oyunda üniversite, sektörümüz, diğer sektörler, siyasi irade gibi aktörlerinin, otomasyonun ve know-how'ın önemini kavraması gerekmektedir. ENOSAD bu nedenle kurulmuştur.

Sedat Sami Ömeroğlu-
Bu derneğin en önemli görevlerinden birisi vizyon geliştirmek, sinerji yaratmak ve uluslararası arenada var olmaktır. Türkiye bu sektörde ihracata başlamalı ve akıl parasını yurtdışına kaptırmamalıdır. Sanayicimiz risk almalı ve işlerini Türk firmalarına vermelidir. Aksi halde yurtdışına verilen her bir iş, onların kendilerini daha da geliştirmelerine, daha fazla ar- ge yapmalarına vesile olmaktadır. Ar-ge konusunda teşvikler alınmalıdır. İşte biz bu konuda bir güç olmaya çalışacağız ve söz konusu teşviklerin alınıp, verilmesine yönelik çalışmalar yapacağız. Devlet, bu sektördeki işleri Türk firmalarına kaydıracak bir politika izlemelidir.
Sanayiciye işlerini Türk firmalarına yaptırması karşılığında teşvik vermelidir. Bu bağlamda dernek olarak amacımız, sektörde bir beyin fırtınası yaratmak ve en olumlu öneri ile işe başlamaktır. Çünkü dernekte yer alan firmalar uzun yıllardır bu sektörde deneyim elde etmiş, sektör bilincine sahip firmalardır. Derneğimizin amacı bu firmaları bir araya getirerek sektörün sorunlarına en uygun çözümü bulmak olacaktır. Bu dernek hem tüketiciyi kollayacak, onlar için bir başvuru mekanizması olacak hem de buradaki insanların haklarını, dışardan gelecek saldırılara karşı savunacak. Dernek olarak bilgilendirme toplantıları yapacağız, seminerler vereceğiz, sektörel yayınlar vasıtasıyla sanayicilerimize ulaşıp, onların en son çıkan teknolojiler konusunda yatırım yapmaya teşvik edeceğiz. Bilgisayar teknolojisi konusunda insanların yetişmesini sağlayacağız. Bunun dışında ben, özellikle, etik konusu üzerinde duracağım. Bu konu da sektörümüz için son derece önemli bir konudur.
Şu bir gerçek ki; biz, çaba harcayarak insanlar yetiştiriyoruz ama daha çok parası olan birisi, rekabet kurallarına aykırı bir şekilde personelimizi elimizden alıyor. İnsan yaratmak çok ulvî bir çabadır ama bunu maddî çıkarlar adına dolaşıma sokmak, yapılan işi baltalamaktır. Bu nedenle sektörün etik açından aydınlatılmasını ENOSAD olarak önemsiyoruz.

Ö.Osman Kurdaş- Aslında Türkiye birçok açıdan rekabet gücünü kaybetmiş bir ülke. Eğer sizin bir PC'niz, bir beyniniz varsa ve buna Türk insanın kıvrak zekâsını da ekleyebilirseniz çok önemli bir teknoloji geliştirebilirsiniz.
Meselâ Hindistan trilyon liralarca ciroyu bununla yapmaktadır. Siyasî iradeye Türkiye'nin nohut ve iç çamaşırından başka bir şeyler de satabileceğini, bunu pahalı satabileceğini, böyle bir durumda da Çin rekabetinin lafının dahi olamayacağını göstermek istiyoruz..
Çünkü bu bir know-how işidir ve eğer size özgü bir bilgiyse, başkasının bunu daha ucuza üretmek gibi bir şansı kalmayacaktır. İşte bu konuda otomasyon devreye girmektedir. Derneğimiz bu konunun, know-how'ın öneminin, gündemde kalmasını ve sağlıklı bir şekilde anlaşılmasını amaçlamaktadır. Çünkü işin içine know-how soktuğunuzda önemli bir fark yaratıyorsunuz. Dışardan ürünü 2 liraya ithal ediyorsunuz, üzerine kendi mühendislik bilginizi, ar-ge ve know- how becerinizi koyup, 5 liraya ihraç ediyorsunuz. Böylece rekabet edebilme şansı buluyorsunuz. Bir CD 3 lira eder mi? İşte ENOSAD olarak, bir CD'nin değil 3 lira, bazen 300 lira bile edebileceğini anlatmayı amaçlıyoruz. Bunun anlaşılmasının ülkemize sağlayacağı katma değere vurgu yapmaya çalışıyoruz. Yine bu derneğin varlık nedenlerinden birisi de, gelişmiş bir ülke ile gelişmekte olan bir ülke arasındaki temel farklardan birisinin otomasyon sistemi sadece siyasî iradeye değil aynı zamanda sanayicimize de anlatmak. Bazı sanayicilerimiz hâlâ bu konuya vakıf değildir. Onlar ucuz işçiliği otomasyona geçmemek için bir bahane olarak görüyorlar. Oysa kalite, üretimde tekrarlanabilirlik, çevre koruması gibi küresel kavramaları ancak otomasyon sistemi ile gerçekleştirmek mümkün görünmektedir. Biz dernek olarak bu konularda bilgilendirme misyonu güdüyoruz. Derneğimizin üyeleri, çok ciddî riskler alarak bu ülkeye ve müşterilerine bir şeyler veriyorlar. Fakat bunun parasal karşılığı yok. Bunun nedeni de yaptığımız işin riskine karşı getirisinin analiz etme bilincine sahip olamayışımız. Meselâ biz Tüpraş'ın bir ünitesini yapıyoruz. Projenin toplam maliyeti 260 milyon dolar ve bizim yaptığımız bölümünki de 2.3 milyon dolar. Eğer biz kendi işimizi gereği gibi yapamazsak, 260 milyon dolarlık yatırım hiçbir işe yaramayacak. Ama biz bu işi, bir Türk firması olduğumuz için, nerdeyse %0 ile yapıyoruz. Eğer bu işi dışarı verilse, 5.5 milyon dolara verilecek.

Melih Püskülcü- ENOSAD'ın kurulması sektör açısından son derece önemli bir gelişme. Bu birliktelik, bize uzun vadede çok fayda sağlayacak bir altyapı hazırlayacak. Çalışmalarımızda bizi rahatlatacak. Yeri geliyor öyle sorunlarla karşılaşıyoruz ki; böyle bir birlikteliğe ihtiyaç duyuyoruz. Bunu bütün sektör arıyor.

Dernekte kimler yer alıyor? Üye alımında kriterleriniz nelerdir?
Sibel Kızılkaya- Genel kurulu kırk kadar üye ile gerçekleştireceğiz. Derneğe üye olmanın belirli şartları var. Bunların başında bir firmanın en az dört yıl boyunca otomasyon sektöründe faaliyet göstermiş olması gerekiyor. Buna tam olarak uymayan ama derneğin gücünü artıracak bazı firmaları da aramıza kabul ediyoruz. Bunlar Türkiye'de uzun bir süredir çalışmasa ya da kısmen bu alanla ilgili olsa bile, dünya çapında prestijli firmalar. Böylece derneğin temsil gücünü artırmayı hedefliyoruz. Bu özellikte 5-6 üyemiz var. Bunun dışında Türkiye'nin kalbur üstü firmalarını davet ediyoruz. Derneğimizin giriş aidatı 700 euro. Bunun dışında ayda 100 milyon lira aidatı var.

Ö.Osman Kurdaş- ENOSAD daha yeni bir dernek ve bu nedenle henüz yeteri kadar tanınmıyor. Ama biz genel kurulun ertesinde icraatlarımıza başladığımız zaman gerçek bir cazibe merkezi olacağız. Sektörde belirlenen niteliklere haiz en çok 60-70 firma bulunmakta. Bunların tümünü kendimize çekeceğiz. İyi bir rüzgâr yakaladık ve derneği kurduk. Zaten bildiğiniz gibi bu, rakip firmaların derneği. Böyle bir dernek Türkiye'de ilk diyebilirim. Üye firmalara baktığımız zaman bunların sektörün önde gelenleri olduğunu görüyoruz. Bir süre sonra ISA'in Türkiye bacağı olmayı planlıyoruz.

Melih Püskülcü- Ben, genel kurulun ardından üye sayısında iki katına varacak bir artışın söz konusu olacağına inanıyorum. Şimdilik bazı firmalar açısından bir takım çekinceler olabilir. Kimileri, birbirine yakın, belirli firmaların bazı çıkarlar etrafında kümelendiği hissine kapılabilir, "Acaba bu kendi aralarında bir oluşum mu?" diye düşünebilirler. İlk genel kurulun ardından bunun böyle olmadığını anlayacaklar. Ben sektörümüzün belli başlı firmalarının bu derneğin çatısı altında toplanacağından eminim. Kuruluş aşamasında bir dernek olduğumuz için önyargılar zamanla kırılacak. Bunun dışında, belki giriş aidatını fazla bulanlar olabilir. Ama bilinmesi gerekir ki; bu rakam kesinlikle büyük bir rakam değil. ENOSAD'ın üstlendiği misyon ve yapmayı taahhüt ettikleri açısından bakıldığında bu miktarın fazla olmadığı bariz bir şekilde ortadadır. Hepimiz iş hayatının içindeyiz, belirli bir geçmişimiz var. Zaten derneğe kabul şartı olarak belirli bir geçmiş ve vizyon arıyoruz. Bu dernek sadece Türkiye'nin ulvî çıkarları açısından değil aynı zamanda firmaların kendi çıkarları içinde önemli bir görev ifâ ediyor.

Emin Olcay- ENOSAD, üyelerine hizmet amacıyla kurulmuş bir dernektir. Çalışmalarını yürütebilmesi için belirli bir maddî altyapıya ihtiyacı vardır. Mevcut rakamın dışında, herkesi memnun edecek cüzî bir miktar belirlenmiş olsaydı derneğin yaşama şansı kalmazdı. Bu nedenle derneğin üyelerinden beklediği maddî katkının hiçbir şekilde fazla olmadığı, vaat ettiği hizmetleri gerçekleştirmek amacıyla belirlenmiş asgarî rakam olduğunu belirtmek isterim.

Türkiye de otomasyon sektörünü kısaca tahlil edebilir misiniz?
Emin Olcay- Ben şuna inanıyorum; her şeyin bir bedeli var. Eğer Türkiye bazı konularda yetkin bir hale gelmek istiyorsa, bunun bedelini ödemelidir.
Söz konusu bedelin ödenmesinin iki yolu vardır; bunlardan birisi, Türkiye'nin genel olarak yaptığı gibi, teknolojiyi doğrudan doğruya yurtdışından satın almak. Diğer ise teknoloji üretmesidir. Teknolojinin dışarından satın alınması, kolay, pahalı ve riskli yoldur. Risklidir çünkü bir teknolojiyi alırken onu iyi irdelemek gerekiyor. Acaba Türkiye'nin şartlarına uygun mu? Türk insanı bunu kolaylıkla kullanabilecek mi? Biz, bu soruların cevabını vermeksizin teknoloji satın alan bir ülke olduğumuz için bazen ciddi hatalar yapıyoruz. Bunlar geri dönülemez hatalar oluyor. Ayrıca almış olduğunuz teknolojiyi geliştirme şansınız olmuyor. Bir teknoloji Türk insanının katkılarıyla, Türkiye koşullarına uygun bir şekilde geliştirilebilir. Yurtdışından yine bir takım teknolojiler alınabilir. Ama bunu yaparken, teknolojiyi burada geliştirebileceğimiz tarzda bir takım arayışlara girerek yapmamız lâzım. Yani know-how'a müdahale edebilmeliyiz. Onlar da ancak bu sektörden çıkacaktır. Bu bakımdan teknolojisinin Türkiye'ye gelmesi ve Türkiye'ye mâl olması için analitik olarak çözümlenmesi gerekmektedir. İşte ancak bundan sonra o teknolojiyi kendimize uygulamak, onu geliştirmek ya da ondan başka teknolojiler meydana getirmek başarısını gösterebiliriz.

Ö. Osman Kurdaş- Otomasyon konusunda yapılacak yatırımların Türkiye'yi on yıl içinde çok önemli noktalara taşıması mümkün. Çünkü bu know-how konusunda beceri kazanmanın katma değeri çok fazla. Bildiğiniz gibi artık donanımların da fiyatı düşüyor. Bir PLC eskiden 50 bin dolar civarındayken şimdi daha iyi bir PLC'yi 10 bin dolara almak mümkün. Ama bunun üzerinden 100 bin dolar beyin satmak da mümkün. Bunun yaygınlaşmasıyla Türkiye'de dolar bazında, günümüze göre, on beş yirmi kat büyük bir pazar meydana gelecek.

Ülkemizde otomasyon sektörünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek personel yetişiyor mu?
İhtiyaç duyulan personel nasıl yetiştirilmeli?

Emin Olcay- Bu konu bizler açısından da içler acısı. Yetişmiş eleman konusu ve nasıl yetişeceği konusu gerçekten çok önemli bir konu.

Sedat Sami Ömeroğlu- Teknoloji kelimesi Latince "techne" kökünden türemiştir. "Techne" beceri, "Logy" ise bilim demek. Yani teknoloji "beceri bilimi" demek. Buna üretim bilgisi de denebilir. Yine İngilizlerin "engineer" kelimesi de böyle. Bu kelime "engine", motor kelimesinden türememiş. Yine bu kelime Latince teknoloji yaratmakta kabiliyeti olan kişi anlamına geliyor.
Peki bizdeki "mühendis" nerden geliyor? "Hendese"den. "Hendese" hesap yapan kişi demek. Kısacası bu bir kültür işi. Biz de mühendis hesap yapan kimse anlamına gelirken, onlardaki mühendis teknoloji yaratan kimse anlamına geliyor. Sanırım bu da bazı konularda yeteri kadar açıklayıcı oluyor. Bizim yapmamız gereken, hesap kitap yapan adamlarımıza teknoloji yaratma özelliği kazandırmaktır. ENOSAD bunu sağlamanın yollarını arayacaktır. En önemlisi de yurtdışına iş yapabilecek insanlar yetiştirmektir. Bu ayakta durabilmenin de bir gereğidir. Mesele sadece bilgi edinmek değil, becerinin bilgisini edinmektir. Üniversitelerimizde bilgi var ve sanayiimiz de bunun becerisi ile uğraşıyor. Şunu samimiyetle söyleyebilirim ki; otomasyon sektörü olarak teknolojinin en derin konularıyla iç içeyiz. Dernek olarak da, üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesi için çaba göstereceğiz.

Ö. Osman Kurdaş- Geçen gün Amerika'dan bir arkadaşım geldi. Kendisi orada emlakçılıkla uğraşıyor ve bunun içinde altı aydır kursa gidiyor. Florida eyaletinde emlâkçı olabilmek için altı ay boyunca kursa gitmek, ilgi kanunları öğrenmek, inşaat teknolojilerini öğrenmek zorunluymuş. Sınava girip, sertifika almadan da bir emlâkçı açmak mümkün değilmiş. Ama bugün ülkemizde 3 m2'lik bir dükkâna iki sandalye bir masa atarak bu işe başlamak mümkün. Bırakın emlâkçılığı, bizim mesleğimizde bile eline bir dizüstü bilgisayar alan, güzel bir broşür de bastırmışsa, gidip herhangi bir rafinerinin otomasyon işlerine talip olabiliyor. Dahası işi alması bile mümkün oluyor. Sonuçta bilmeyenin yaptığı işlerin ceremesini başkaları çekiyor.

Yani fatura müşteriye çıkıyor...
Ö. Osman Kurdaş- Aynen öyle. Bu işin böyle olmayacağı bir musibetle öğrenilmiş oluyor. Ama bunun maliyetleri de bir haylî yüksek oluyor. Biz dernek olarak bunun böyle olmasının önüne geçmek istiyoruz. Yani tıraşı öğrenen kendi berber dükkânını açsın. Bugün bir firma on yılını sektörde iş yapmaya harcıyor. Bir başka kişi üniversiteden mezun oluyor ve eline bir dizüstü bilgisayar alıp, işe çıkıyor. Amerika'da profesyonel mühendislik diye bir kavram var. Buna göre bir kimsenin kendi iş yerini açabilmesi için en az yedi yıl boyunca başka bir firmada çalışması gerekiyor.

Sedat Sami Ömeroğlu- Uzmanlar varken ve daha uzmanlaşmak mümkünken, böylesi durumlarla karşılaşmak çok acı verici. Bu bizim ülkemizin sorunu. Birleşerek daha iyi işler yapmak yerine bölünmeyi tercih ediyoruz.
Kayba uğruyoruz. Bir sinerji yaratmak lazım. Ama ülkemizde mühendislik hizmetinin bir bedeli yok. Yani eğer sistem için kullandığımız malzemeye 10 lira ödemişseniz, yaptığınız işe 11 lira maliyet çıkaramazsınız. O zaman müşteri size mühendislik bu kadar pahalı olamaz diyor. Yani siz adamın hayatını değiştiren bir mühendislik hizmeti sunuyorsunuz, ama adam sizin sunduğunuz hizmetin bir bedeli olabileceğini kabul etmiyor. Zaten Türkiye bunu anladığı zaman kendi sanayi devrimini yapmış olacak. Bilginin para ettiği bir toplum değiliz. Bir firma olarak, on yılda, bugünkü bilgi seviyemize gelmek için 3,5 milyon dolarlık bir yatırım yaptık. Bir değer yarattık ama bunun bir bedeli olduğunu anlatamıyoruz. Bu sebeple bilginin para etmediği bir yerde bilgisizlerin işi kolay ama sonuçları da ağır oluyor.

Ülkemizde mühendislik bilgisine verilen değer konusunda neler söyleyeceksiniz? Bunun firmalar açısından parasal karşılığı var mı?
Ö. Osman Kurdaş- Yabancı bir firmaya 5'e verilen iş Osman'a, Melih'e, Sedat'a ya da Emin'e 2'ye veriliyor. Oysa biz daha iyi yapıyoruz. Meselâ çalıştığımız bir proje vardır. Söz konusu projenin SCADA altyapısını biz yaptık. Bunu nasıl yaptık biliyor musunuz? Bir ihaleye girdik. Bizimle beraber üç-dört tane yabacı firma da girdi aynı ihaleye. Bizi yetersiz olduğumuz gerekçesiyle elediler. Koydukları şartları yerine getiremediğimizi ileri sürdüler. İşi bir İtalyan firması aldı. İtalyan firması da işin tamamını bize verdi. Bizi elediler ama ihale dokümanında "teknik detaylar için Osman Kurdaş'a başvurun" yazıyordu. Biz bu işi İtalyan firmasına % 30 daha düşük fiyata yaptık. İşi biz yaptık ve o firma havadan % 30 kazandı. Onlar köşeyi döndüler biz de ucu ucuna işi kurtardık. Neden? Çünkü bizim adımız Osman. İşte ENOSAD, sektörde Türk firmalarının hakkını aramasını sağlayacak bir platform olacak.

Emin Olcay - ENOSAD'ın bir misyonu da Osman Bey'in belirttiği gibi bir hak arama platformu olması. Daha önce firma ve ona iş yapan otomasyon firması arasında bir sorun çıktığı zaman bu firmaların başvuracakları bir mercî yoktu. ENOSAD bu mercî olacak ve hakemlik görevini yerine getirecek. Derneğin gelecekte, bir işin bitirilmesi gibi taahhütler verme imkânına da kavuşacağına inanıyorum. Güven sorunu ise birden bire aşılabilecek bir sorun değil. Bu sadece Türk mühendislerine bağlı değil. Biz nedense yabancıya çok güveniriz. Bir işi yapabilme yeteneği değil ama yabancı olması onu bizim gözümüzde akredite hale getirir. Bu bir sosyal sorundur. İşte ENOSAD bu geniş alana yayılmış sektörde bir denge unsuru olmayı amaçlamaktadır.

Üniversite-sanayi işbirliği konusunda ENOSAD nasıl bir çaba içine girecek?
Emin Olcay- Bundan on beş yıl önce, üniversitede bir hocanın üniversite dışında bir hizmet vermesine kötü bir gözle bakılırdı. Hâlbukî bunun tamamen tersi olmalıydı. Hiçbir bilim, bir sınıfa hapsedilerek, uygulamadan koparılarak yapılamaz. Bu konuda sadece sanayiinin değil, aynı zamanda üniversitelerin de çok önemli görevleri var. Üniversitelere de bu işbirliğinin ne olduğunun vebilimin amacının çok iyi anlatılması gerekmektedir. Bu bağlamda derneğin işlevi fevkalâde önemlidir.

Sedat Sami Ömeroğlu- Yalnız bir konunun iyi anlaşılması gerektiğini düşünüyorum. Üniversite-sanayii işbirliğinden bahsederken, bu konuyu yanlış değerlendirmemek gerekmektedir. Bir ülkede laf olsun diye üniversite açarsanız, her yıl on binlerce mühendis mezun ederseniz, bu mühendisleri piyasada 200 dolara çalıştırırsanız, o zaman biz de Çin ile rekabet eder hale geliriz. Çin nasıl kalkınıyor? 10 dolara adam çalıştırırsanız, otomasyon yerine el emeği göz nuru sistemini kurarsanız, her yere meslek okulları, üniversiteler açar yüz binlerce mezun verirseniz, ülkede yapılacak her şey tek bir kişinin ağzından çıkarsa, işte o zaman bu iş olur.
Yani bunlar mucize değil. Mesele işin böyle olması gerekip, gerekmediği... Yoksa Çinliler, Hintliler bizden daha akıllı değil. Hintliler yazılım sektöründe daha iyi ama biz de onlara teknoloji ihraç ediyoruz. Neden onlar bunu yapamadılar? Neden teknolojiyi Türkiye'de ürettiriyorlar? Kaldı ki, yazılım konusu tek başına ne ifade ediyor? Herkes bilişim bilişim diyor ama bu işin ucu kaçtı. Sistem tasarımı olmaksızın yazılım ne işe yarar? Yani bir teknoloji üretmeden, bir sistem kurmadan, büyük düşünmeden, büyük düşünen insanları bir araya getirmeden bu ülkede sinerji olmaz. Gerisi laf-ı güzâf! Einstein'ın bir vecizesi var: "Hayâl bilgiden önde gelir." Az önce devletin ne yapması gerektiğini vurgulamıştım; devlet sanayiciyi karşısına alacak ve bu işi otomasyonla, son teknoloji ile yaparsan sana % 20 vergi indirimi diyecek. Sonra başka ülkelere uyguladığı ürün indirimlerini bize de uygulayacak. Eğer o ürünler ara ürün ise, teknoloji yaratma ürünü ise, bu ürünlerin satın alımında bize vergi kolaylığı sağlayacak. Devlet bir ar-ge çalışmasını KOSGEB'de ya da üniversitede yaparsanız size vergi indirimi sağlıyor ama aynı işi kendi tesisiniz de yaparsanız sağlamıyor. Bunların ortadan kalkması gerek. Bu dünya buluşlar dünyasıdır. Her konuda üniversitelerini işin içine sokan Amerika, dış politikasını oluştururken ve hatta atom bombası atarken bile, think- tank'lerinden, üniversitelerinden faydalanmaktadır. Bizi tacir olarak görmemeleri gerek. Bir bilgi satıyoruz; teknoloji üretiyoruz. Bakın şimdiler de AB'ye giriyoruz. Artık Almanlar gelip burada iş arayacaklar. Üç Alman gelip burada ofis açıp, iş yapacak. Türkiye'nin bunları görmesi gerek. Bu dernek bunları anlatacak. Bunları düzeltmeye çalışacak. Çok önemli bir konu da savunma sanayii. Eğer bu ülkede savunma sanayiinin gelişmesi için çabalarsak, milyar dolarları yurtdışına gitmekten kurtarırız.

ENOSAD Sektöre Moral ve Güç Verecektir

Otomasyon sektörünün bugünkü durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Bu çerçevede ENOSAD'ın sektöre katkısı ne olacak?
Enver Kaya- Sektörle 1981 yıllarında tanıştım. Şu anda TORK markasıyla otomasyonda son kontrol elemanlarından "endüstriyel kontrol vanaları" imal etmekteyim. 15 ,20 yıl önceye göre otomasyon ülkemizde çok gelişmiş olup, kaliteli ürün kullanmak isteyen tüketicinin ihtiyacını karsılaşmak isteyen her üretici otomasyona önem vermeye başlamıştır. Bu nedenle, teknolojinin gelişimi, iletişim araçlarının kullanımının yaygınlaşmasıyla dünyadaki gelişmelerden haberdar olan, konuyla ilgilenen müteşebbislerimiz genelde temsilcilik bazında çalışmaya başlayarak ülkemizdeki endüstrinin otomasyonla tanışmasına vesile olmuşlardır. Dünyadaki otomasyonla ilgili tüm markalar ülkemizde temsilcilik aracılığı ile firmalarımızın hizmetine sunulmuştur diyebiliriz. Firmalarımız çoğunlukla temsilcilik yapmakta, kendi beyin gücü ile sistem kurma hizmetleri vermekte veya malzeme temini üretim bazında ele alırsak; gelişmeler göstermektedir ki, otomasyon ürünleri de ülkemizde yapılabilmektedir. Bu konuda az olsa da firmalarımız vardır. İmalatçı firmalarımız, elektronik ölçü kontrol, pnömatik, hidrolik, endüstriyel kontrol vanaları, yazılım vb konularda odaklaşmışlardır. Otomasyonla ilgili ülkemizdeki fuarları ziyaret ettiğinizde de yukarıdaki fonografı görebilirsiniz. Temennimiz üreticilerimizin artması ve ürünlerinin ihraç edilir duruma gelmesidir. ENOSAD öncelikle bir adres ve buluşma noktasıdır. Oraya gelenler sorunlarını tartışabilirler. Çözümler arayabilirler. ENOSAD çatısı altında sektörün duayenleri, bilgi birikimlerini yeni kuşaklara aktarabilir. Yurtdışı benzer kuruluşlarla işbirliği olanakları araştırılabilir. Gelişmelerden üyeler haberdar edilerek, değişimlere ayak uydurulması sağlanır. Üniversitelerimiz, bilimsel diğer kurumlarla işbirliği olanakları araştırılır. Devlet kurumlarıyla olan ilişkiler düzenlenir. Tanıtım ve etkinliklerde birlikte hareket edilebilir. ENOSAD sektöre moral ve güç verecektir diyebilirim.

ENOSAD çatısı altında bir araya gelişinizin öncelikli nedenleri nelerdir?
Enver Kaya-
Bir araya gelmemiz yukarıda söylediğim gibi, birlik olabilme ve güç birliği yapma ihtiyacındandır. Firmalar birbirlerinin eksiklerini tamamlar. Birlikte olmak ve otomasyonda etik kuralları oluşturmak ihtiyacı da bir araya gelmeye firmaları zorlamış olabilir. Bunun yanında sektörün aldığı hizmetleri topluca olmakla daha uygun fiyata alabilme ihtiyacından olabilir. Bu derneğe üye olan herkesin kendine göre mutlaka geçerli bir nedeni vardır zaten.

Türkiye'deki dernekleşme anlayışı konusunda ENOSAD'ın yeri nedir? ENOSAD bu konuda farklı bir açılım getirmeye çalışacak mı?
Enver Kaya- Dernekleşme nedeni, aynı konudaki ihtiyaçları olan kişilerin bir araya gelmesidir. ENOSAD da doğal olarak bir ihtiyaçtan doğmuştur. Bir sektör derneğidir. Üyeleri ülkemize katma değer katan değerli insanlardan oluşmaktadır. Bilgi birikimi olan bir kesittir. Bu nedenle ENOSAD saygınlığı ve ağırlığı olan, sorumluk bilinciyle hararet eden sağduyulu, ülke ve üyelerinin menfaatlerini düşünen bir dernek olacaktır. Çünkü dernek üyeleri öyle sıradan insanlar değildirler. ENOSAD'ın tüm üyelerimize, sektörümüze ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ocak 2005 de yapılacak kongrenin de ENOSAD'a güç vermesini ve hayırlı olmasını diliyorum.

Türk Mühendisinin ve Şirketlerinin Uluslararası Projelerdeki Katma Değerini Artırmak Önemli Bir Hedefimiz

Otomasyon sektörünün bugünkü durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
Bu çerçevede ENOSAD'ın sektöre katkısı ne olacak?

Selim Erdem- Endüstriyel Otomasyon sektörünü diğer ana sektörlerle birlikte değerlendirmek gerekir. Endüstrimizin ana sektörleri iyi gidiyorsa endüstriyel otomasyon işleri de iyi gidecektir. Avrupa Birliği'ne ilk adımları attığımız bugünlerde ise geçen yıl içinde de kendini hissettiren pozitif gelişmeler süreklilik kazanarak devam edecektir diye düşünüyoruz. Bütün endüstri sektörlerinde Avrupa üretim standardlarına ve normlarına paralel gelişmeler olacağı kesindir. ENOSAD, hem yatırım yapan sanayicilerin, hem de onlara hizmet, ürün ve çözüm sağlayan biz tedarikçilerin bu normlar ve endüstriyel üretim standardları konularında bilgilendirilmesi için çalışacak ve sanayi yatırımlarında gerekli olan, çevreye ve insanlara zarar vermeyecek şekilde emniyetli ve güvenilir otomasyon çözümleri uygulamalarını takip edecek, yönlendirecek ve destekleyecektir.

ENOSAD çatısı altında bir araya gelişinizin öncelikli nedenleri nelerdir?
Selim Erdem- Endüstriyel otomasyon konularında Türkiye'de mühendislik, servis ve anahtar teslimi otomasyon projelerine imza atan firmaları bir araya toplayarak mühendislik kalitelerini daha da geliştirmelerine yardımcı olmak, müşterilerimizin otomasyon ve otomasyonla ilgili yatırımları konularında yukarıda bahsi geçen standard ve normlara uygun en kaliteli ve ölçülebilir mühendislik hizmetlerini almalarını sağlamak öncelikli hedeflerimiz olacaktır. Aynı şekilde yurt içi ve dışı büyük projelerde ortak mühendislik ve üretim kaynaklarımızı birleştirerek Türk mühendisinin ve şirketlerinin uluslararası projelerdeki katma değerini artırmak da önemli bir hedefimiz olacaktır. Sektörümüzün tabii ki bir takım sıkıntıları var. Bunların içinde en önemlisi Türkiye'de üretimini yaptığımız ve/veya yurt dışından temin ederek pazarladığımız ürün ve sistemlerin üzerine eklediğimiz gerçek katma değerimiz, emeğimiz olan donanım, yazılım ve otomasyon mühendisliğinin değerinin ve kalitesinin bugüne kadar gerektiği gibi korunamamış olması. Geçtiğimiz yıllarda bu sektördeki ticaretin, yatırımların azlığı, bütçelerin yetersiz olması sebepleriyle sadece mal bedeli karşılığı ve ücretsiz mühendislik haline dönüşmesi bu sektörde hizmet veren firmaları çok zor durumda bırakmıştır. Değerli mühendislik ekipleri dağılmak zorunda kalmıştır. Bunların yanında bazı firmaların tecrübe ve bilgi eksikliği ile çok düşük fiyatlara kalitesiz ve yanlış otomasyon uygulamaları yapmaları da bu sektörde bir çeşit dahili kontrol mekanizması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

Anlaşılamamak En Büyük Sıkıntımız


Otomasyon sektörünün bugünkü durumu ve gelişimi ile ilgili bilgi verebilir misiniz?
Bu çerçevede ENOSAD'ın sektöre katkısı ne olacak?

Talat Avcı- Otomasyon 15 yıllık geçmişi olan çok genç bir sektör.Tahminen 150 milyon dolarlık cirosu var. Fabrikaların sadece %20'si otomasyona geçmiş durumda. KOBİ'ler bu konuda yeterli bilgiye sahip değiller ve kapasitesini düşündüğümüzde otomasyon sektörünün her sene en az %100 büyüme yapacağına inanıyoruz.
ENOSAD derneğinin kuruluş amacı, sektöre ivme kazandırmak ve kurumlar arasında koordinasyonu arttırarak kaliteyi arttırmak. İşimiz çok: Sektör yeterince tanınmıyor ve anlaşılamamak en büyük sıkıntımız.Üretim yapan firmalar zaman içersinde otomasyona geçişle verimliliğin artışını gördükçe bu konuda yatırım yapmaktan çekinmeyeceklerdir. Bu da teknolojiyi daha iyi kullanan ve dünya piyasasında Türkiye'yi yukarılara taşıyacaktır. Yukarda da belirttiğim gibi bunları şirketlere ve resmi makamlara anlatmak, üyelerin çalışmasını sağlamak derneğin en önemli hedefidir.
Örneğin: Siz tekstil sektöründe yılda 20 milyar dolar ihracat da yapsanız, tekstil makinalarını dışarıdan alıyorsanız, fabrikalarınızı başkaları kuruyorsa katma değeri ne olur?! ve bunun ülkeye katkısı ne olur?!
Benim Şahsı kanaatim ülkemizin ekonomik kalkınması 3 temel üzerinde yükselir:
1) Meslek okulları
2) Makine üretimi
3) Endüstri otomasyonu
Bir ülkede bu konularda çalışma yok ise ekonomi iyi gidiyor gibi görünse de önümüzdeki yıllarda krizler kaçınılmazdır. Bu konuda Çin, Tayvan, Kore örneklerdir. Avrupa bu sektörleri çok önce görmüş, İkinci Dünya Savaşı sonrası kötü durumda olan devletleri teknoloji devleri yapmıştır.

ENOSAD'ın Kurulması Son Derece Önemli Bir Gelişme

ENOSAD, neden kuruldu? Derneğin sektöre katkısı ve hedefleri neler olacak?
Malik Aviral- ENOSAD'ın kurulması sektör açısından son derece önemli bir gelişme. Birlikteliğe ihtiyaç duyuyoruz. Bu birliktelik, bize uzun vadede çok fayda sağlayacak. Yıllar önce Otomatik Kontrol Vakfı'nı kurduk ancak vakıf modeli bu birlikteliği tabana yaymaya uygun bir model olmadı. Dernek modelinin çok başarılı olacağına inanıyorum. Öncelikle bir şeylerin değişmeye başladığını ve bu değişimin ayak izlerini ENOSAD olarak bizim izlememiz gerektiği konusunda bir sorun görmüyorum. Dünya hızlı bir değişim içinde. Örneğin küreselleşme adeta omuzlarımıza çöküverdi. Ardından ekonominin üzerinde güneş batmamaya başladı. Bütün bu olup bitenler otomasyon sektörünü bir şekilde biçimlendirmeye başladı. Biz farkına varsak ta varmasak ta bu gerçek gün gibi meydanda. Sektör paydaşlarının mekan birliği zemini artık eskisi gibi sağlam değil. Üretim başka bir yerde, tedarikçisi başka bir yerde, müşterisi başka bir yerde. Tüm bu süreç zaman kavramını da değiştirdi. Bir sapma yaşıyoruz. Dünyanın bugün geldiği bu süreçte otomasyon sektöründe ister ithalatçı, ister üretici veya hizmet eden firmalar olalım, ülkemiz otomatik kontrol sektörünün paydaşları olarak bir araya gelip güç birliği oluşturmamız gerekmektedir. İşte bu birliktelik, bize uzun vadede çok fayda sağlayacak bir alt yapı hazırlayacaktır. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında iş yapabilme kapasitesine sahip çok önemli projelere imza atan firmalarız. Birlikte hareket edebilme sinerjisini tam olarak yarattığımızda yurt dışına açılmalarda bile bizlerin önünü kimsenin alamayacağına inanıyorum. Yeter ki birlikte hareket edebilme becerilerini gösterebilelim. Artık önümüzde güçlü birliktelikleri sağlama, yurt dışı firmaların yaptığı gibi konsorsiyum modeli çalışmalara başlama dönemi gelmiştir. İşte, ENOSAD'ın ülkemizin Otomatik Kontrol konusunda çalışan firmalarına bu yolu da açacağına inancım sonsuzdur.

Sektörün en önemli sıkıntılarından birisinin de bilgiye değer verilmemesi ve bedelinin ödenmemesi olduğunu söylüyorsunuz. Batılı firmalar bu konularda taviz vermezler ve onlarla bilgi noktasında pazarlık yapmak pek mümkün olmaz. Bu durum sadece Türk firmaları için mi geçerli?
Malik Aviral- Ülkemizde maalesef bilgiyi bedavaya almaya çalışan bir yapı var, böyle bir şey sözkonusu olmamalı. Bir süre önce GSMB harflerini yanyana bir köşe yazarı kullanmıştı. Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH)dan benzetim bir akronim bu. Açılımı şu; Gayri Safi Milli Bilgi. Gelişmeler, bilgiyi artık geleneksel ekonomide yan faktör olmaktan çıkarıyor, ekonominin içine 4.üretim faktörü olarak sokuyor. Otomasyon sektörünün GSMB sini bizler oluşturuyoruz. Endüstriyel otomasyon sektörünün GSMB'sini oluşturacak olan ENOSAD'ın böyle bir misyonu da var. Bu misyon sektörün temel veri tabanından başlayarak mimarisini ortaya koyabilmek. Sektör oyuncuları olarak internete bakışımızı değiştirmeliyiz. Bu konudaki bazı yanılgıları da ortadan kaldırmamız gerekiyor. Sonuç olarak ortaya bir dernek koyup hadi bakalım dernek sorunlarımızı çözsün demek değişimin adımlarını oluşturmuyor. Ayrıca internet dediğimiz ortam siz istediğiniz kadar sayısallaştırın, süsleyin, ne yaparsanız yapın bilgi internette durmuyor, genel bir yanılgı bu. Dünyada 720 milyar web sayfası olduğu tahmin ediliyor. 10 yıl kadar önce bunun %20'si kataloglanmıştı. Şimdi günümüze geldiğimiz zaman bu kataloglanan miktarın %0.2 lere düştüğünü görüyoruz. Yani bilgi internette değil intranetlerde. Dernek paydaşlarının intraneti kullanması gerekiyor. Çünkü bilgi bedava üretilmiyor. ABD'ndeki Silikon Vadisi gibi endüstriyel otomasyon sektörünün Ar-ge si güçlü olması rekabet gücünün artması ve bilgiyi kullanabilmesi için bir oluşuma ihtiyaç duyuyoruz. ENOSAD bunun ilk adımlarından birisi ancak diğer adımları şimdiden geliştirmemiz gerekiyor. Endüstriyel Otomasyon sektörünün uluslar arası platformda rekabet gücü kazanması için de ENOSAD'a düşen önemli görevler var. ENOSAD'ın bu görevleri en iyi şekilde yerine getireceğine inanıyorum.

 
internette site içerisinde